LIFE-LED EATING EXPERIENCES WEBINAR & PANELDE ÖNE ÇIKANLAR

Yeme içme sektörünün geleceğine odaklanan Life-Led Eating Experiences buluşmamızı 12 Kasım 2020’de HAN Spaces’da gerçekleştirdik.

I-AM Global Ortak Emre Kuzlu’nun sunumu sonrası, yeme içme sektörünün duayenleri Big Chefs Kurucu Ortak Gamze Cizreli, Mey Diageo Türkiye Genel Müdürü Levent Kömür, Lucca, Cantinery ve Fuudy Kurucusu Cem Mirap ve Yemek Kültürü Yazarı, Editör, Danışman Cemre Torun ile gerçekleştirdiğimiz panelde pandeminin etkisini, topluluklara değer katan markaları, dönüşen deneyimleri, geleceğin trendlerini masaya yatırdık. Bu buluşmayı kaçırmış olanlar için önemli konu başlıklarını bu blog yazımızda topladık.

home_cooking

Kaynak: Unsplash

 

Yeme içme deneyimleri dönüşüyor

Türkiye’de Covid-19 nedeniyle evlerde daha fazla zaman geçirmenin bir sonucu olarak ev dışı tüketimde, özellikle yeme içme sektörü pandemi sürecinden en çok etkilenen sektörlerin başında geliyor. Deloitte’un Haziran 2020’deki araştırmasına göre, Türkiye’de irili ufaklı 100 bin işletme ve doğrudan 2 milyon çalışan ile faaliyet gösteren yeme-içme sektörü 2019 yılında 125 milyar TL seviyesinde ekonomik hacim yaratırken sektörün yılı COVID-19 etkisi ile 60 milyar TL gelir kaybı ile kapatacağı öngörülüyor.

Birçok sektörü etkileyen makro trendler son yıllarda insanların hayatlarındaki en büyük dönüşümleri bize gösteriyor. 1990'lı yıllardan bu yana teknolojinin hayatımızda pek çok şeyi değiştirdiği aşikâr. İletişim kurma şeklimiz, iş yapma şeklimiz, yaşama şeklimiz her geçen gün dijitalleşiyor. Hayatlarımıza daha fazla kolaylık, daha fazla hız katan teknolojiler sayesinde istediğimiz ürün ve hizmetlere akıcı bir şekilde erişiyoruz.

İnsanlar artık daha fazla “deneyimlemek” istiyor. Deneyim artık sadece bir pazarlama aracı değil, müşteri yolculuğunun her anında bulunması gereken bir ihtiyaç haline geliyor. Sağlıklı yaşam 10-15 yıl önce fitness ve spa endüstrileri gibi daha ayrı, daha birbirine uzak farklı hizmetlerden oluşurken, şimdi her sektördeki bütünsel kurgular ile karşımıza çıkıyor.

İnsanlar her geçen gün daha sürdürülebilir hayatlar yaşamaya, lokalleşmeye, sosyal desteğe, az tüketmeye yönelik aksiyonlar alıyorlar. Hem insanların daha sürdürülebilir yaşamları tercihi, hem de markaların bu alanda yaptıkları çalışmalarla her geçen gün bu kapsamda daha fazla uygulamanın öne çıktığını görüyoruz.

Her sektörü etkileyen bu makro trendlere ek olarak, değişimin tetikleyici kuvvetleri olarak adlandırdığımız yeme içme ekosistemini daha da iyileştirmek için geliştirmemiz gereken konular öne çıkıyor.

 

İnsanlar artık daha sağlıklı tercihler yapıyorlar

Vegan, ketojenik, intermittent fasting, flexitarian beslenme yöntemleri gün geçtikçe daha fazla takipçi kazanıyor; fakat insanların sağlıklı tercihleri sadece yedikleri yiyeceklerden oluşmuyor. Çeşitli beslenme tarzlarına paralel olarak bağışıklığa odaklanan ürünler ve hizmetler de insanların tercih ettikleri ürünler arasında bu kapsamda yer alıyor. Gıda takviyeleri, evlere sipariş edilen yemek yapma kitleri, sağlıklı yaşam kampları gibi birçok uygulama her geçen gün daha da yaygınlaşıyor. 2020’de Covid-19 etkisi ile eskiye oranla evde yemek yapmanın artması da yeme içme alışkanlıklarında önemli bir dönüşüm olarak karşımıza çıkıyor.

Değişen yeme içme alışkanlıklarına verilebilecek başarılı bir örnek et tüketimini sınırlandırma ve bitkisel proteine yönelimin artmasını hedefleyerek geliştirilen Redefine Meat. Alternatif et ürünleri ile öne çıkan marka, 3D baskı ve daha birçok farklı teknolojiyi kullanarak tamamen doğal ve sürdürülebilir içeriklerle eti aratmayacak “alternatif-et”ler yaratıyor.

redefine_meat

Redefine Meat (Kaynak: Redefine Meat)

 

Değişimin bir diğer tetikleyici kuvveti olan “Talep Kültürü” ve giderek artan "Ne zaman istersem, ne istersem" anlayışı, markaları ve işletmeleri tüketicilere anındalık ve kolaylık sunmaları yönünde hızla dönüştürüyor. Son yıllarda hep odağımızda olan ve üzerine çeşitli araştırmalar yaptığımız bir kavram olan “kolaylık”, zaman ve mekandan bağımsız ürün ve hizmetler sunmak, müşteri deneyimindeki her temas noktasını verimliliğe odaklanarak tasarlamak, insanların hayatlarında daha fazla kısayol yaratmak her geçen gün daha da önemli hale geliyor.

Evlere teslimat, restoranları aratmayan evde tüketilebilecek yemek yapma kitleri, özelleştirilmiş yeme içme deneyimleri, arabaya teslimat gibi hayat kolaylaştıran seçenekler yeme içme kurguları dahilinde ilerleyen günlerde daha da öne çıkacak gibi gözüküyor.

Otomasyon ve teknolojinin yeme içme sektöründe daha da yaygın hale gelmesi de dönüşümü hızlandıran faktörlerden biri. Dark kitchen ya da cloud kitchen denilen "Hayalet Mutfak" kavramı müşteri ağırlamayan, tamamen siparişe yönelik, içinde sadece yemek hazırlanan ve birkaç markanın birlikte kullanabileceği mekanları içeriyor. Sadece evlere servis yapan bu platformların özellikle son yıllarda arttığını görüyoruz. Bir yandan, robotların endüstriyel mutfaklara girmesi ile el değmeden hazırlanan yemeklerin yaygınlaşması da karşımıza çıkan değişimlerden biri.

MIT profesörü Carlo Ratti tarafından geliştirilen Mark Shakr robot barı, otomasyonun daha fazla hayatımıza girdiği bu zamanlarda ilgimizi çeken uygulamaların arasına en ön sıralardan giriyor. Mark Shakr, bugüne kadarki en gelişmiş robotlardan biri. Mobil uygulama ile kontrol edilebilen Makr Shakr, müşterilerine hem menülerinden seçebilecekleri, hem de tamamen kişiselleştirilmiş kokteylleri yapma şansı tanıyor.

makr_shakr

Makr Shakr (Kaynak: Makr Shakr)

 

İnsanlar yeni deneyimler, yeni hikayeler arıyor

Deneyim odaklılık her sektörde olduğu gibi yeme içme sektöründe de öne çıkıyor. Covid-19 pandemisi ile yeme içme deneyimlerini evlerinde kendi kendilerine yaratan kitleler için, restoranların bu evlerde yaratılan deneyimlerin üzerinde deneyimler, hikayeler, ürünler sunmaları gerekiyor. Bu kapsamda, hem sunulan hizmet, hem fiziksel mekanda kurgulanan yolculuk, hem de markanın hikayesi değer yaratıyor.

Hikayelerini, değerlerini ve tasarımı ön plana çıkaran, yolculuğa odaklanan restoranlar geleceğin yeme içme deneyimine dair bize önemli ipuçları veriyor. Geleceğin yeme içme deneyimini yaratan bir restoran da Kopenhag’daki ALCHEMIST. Yeme içme deneyimini sanatla ve bilimle birleştiren bu yaratıcı restoran, müşteri yolculuğunda insanlarla iletişim kurulan her temas noktasının detaylı bir şekilde düşünüldüğü, incelikle tasarlandığı, fiziksel ve dijital deneyimlerin iç içe geçen bir şekilde kurgulandığı bir mekan olarak karşımıza çıkıyor. Deneyim boyunca tüm duyulara hitap ederek insanı var olduğu anda kılan, düşündüren, merak ettiren kurgusu çok etkileyici ve geleceğin restoranlarına dair umut verici.

Alchemist-Fine-Dining-Lede

Alchemist (Kaynak: Vanity Fair, Claes Bech Poulsen)

 

Paylaşma, birliktelik, aitlik kavramları daha da önem kazanıyor

İnsanlar, deneyim odaklılığın yanı sıra özellikle evlere kapanılan günlerden sonra, bir topluluğa ait olma, birlikte olma, paylaşma ihtiyaçlarına yönelik çözümler arıyor. Accenture'ın 2020 yılında pandemi dönemi içerisinde gerçekleştirdiği araştırmaya göre, insanların %80'i topluluklarına daha bağlı hissediyor ve pandemi bittiğinde dahi bu kişilerin %88'i bu bağlılıklarının devam edeceğini belirtiyor. Forager’ın gerçekleştirdiği araştırmada ise insanların %93’ü ulaşabildikleri takdirde yerel ürünleri tercih edeceklerini belirtiyorlar. Yerelleşme bir diğer yandan kendini topluluklara bağlılık olarak da gösteriyor, aynı zamanda insanların bulundukları yere, orada üretilen ürüne, orada bu ürünleri sunan işletmecilere de bağlılıklarını içeriyor.

 

Panel: Yaşama Odaklanan Yeme İçme Deneyimleri

Pandemi sürecinin de gösterdiği gibi, geleceğin yeme içme deneyimleri insana ve ihtiyaçlara odaklanmak zorunda. Sektörde fark yaratmanın ve markaları geleceğe taşımanın yegane yolu bu olacak. Sürdürülebilirlikten markalaşmaya, yerelleşmeden dayanışmaya birçok konuyu masaya yatırdığımız Life-Led Eating Experiences oturumunda değerli panelistlerimiz ile gerçekleştirdiğimiz sohbette öne çıkan konuları sizin için derledik.

 

Gamze Cizreli, Big Chefs Kurucu Ortak

“Pandeminin bize gösterdiği şeylerden biri de şu: Markanıza yatırım yapın. Emek verin. Tohumları ekin ve mahsülünüzü alın.”

“Dayanışma adına Yunus Emre’nin bir sözü var: Bölünürsek yok oluruz, bölüşürsek tok oluruz.

Sivil toplum örgütlerinin etkin mensubu olmak çok önemli. Kriz dönemlerinde artan sektörel dayanışmanın pandemi sonrasında da artacağını düşünüyorum.”

“Kadın üreticilerden alım yaparken tabi ki maliyetlerimiz arttı ama süreçle orta noktada buluştuk.

Diğer markaların da buna dahil olması gerekli. Çünkü yeni kuşak dönüşümün yanında olmayan markaların yanında artık durmayacak.”

“Yeni kadın girişimciler yaratma dönemi artık. Vaktimin %30’u bununla geçiyor.

Kadın girişimcilerin tarhana, erişte ve reçel üçlemesinin ötesinde yeni ürünler üretmelerini teşvik ediyorum. Girişimcileri teşvik etmenin bizim toplumsal sorumluluğumuz olması gerektiğini düşünüyorum.”

 

Levent Kömür, MEY Diageo Türkiye Genel Müdürü

“Sosyal hayatımız, kültürel hayatımız kalabalıklık üzerine kurulu. Artık kalabalık olamıyoruz. Bu insan uygarlığına ters düşen bir şey.”

“Yeme içmede güven her zaman önemliydi. Restoran olarak güvenin en büyük sağlayıcısı lezzetti. Artık hijyen.”

“En dünyalı topraklar bizim topraklarımız. Ciddi bir göç tarihimiz ve göç mutfağımız var. Çok az ülkenin kültüründe 72 millet vardır. Bu topraklarda yetişen şefler herkesten önce dünyalı olmanın önemini kavramış durumdalar.”

“Zor zamanlarda gösterdiğimiz reaksiyonu zor olmayan zamanlarda da göstermeyi becerebilsek, başka bir dünyada yaşayacağız.”

 

Cem Mirap, Lucca, Cantinery ve Fuudy Kurucusu

“Yeme içme sektöründe pandemi döneminde çok hızlı bir değişim oldu. Restoran sektörünün 10 yılda yaşacaklarını birkaç ayda yaşamış olduk. Markalaşmış olmak, servis, hijyen gibi konuların önemi ortaya çıktı.”

“Marka gücü yüksek olanlar bu süreçte daha avantajlı olacak diye düşünüyorum.”

“Markalarımı evlere ulaştırabilmek uzun zamandır aklımda olan bir şeydi. Markaların dijital ortamlarda olması insanların çok dikkat ettiği bir şey. Özellikle yeni jenerasyonlar ulaşılabilirliğe çok önem veriyor. İstedikleri zaman istedikleri ürüne erişmek onlar için çok önemli.”

 

Cemre Torun, Yemek Kültürü Yazarı, Editör, Danışman

“Güven diyince aklıma samimiyet geliyor. Müşteri de bu samimiyete çok değer veriyor. Sadece lafta kalmadığı, güvenin aksiyona döküldüğü bir tecrübe yaşamak istiyor müşteri.”

“Değişim esneklik gerektiriyor. Değişim ve dönüşümde esneklik çok önemli. Her anlamda bu esneklik de, adapte olma becerisi de bu dönemde önemli olacak.”

“Her sene önümüzdeki senenin yeme içme trendleri konuşulur. Trendlerin sürdürülebilirlik ile hiç bu kadar bağdaştığını görmemiştim. Değişim değil dönüşüm aslında şuan yaşadığımız. Gelip geçici bir değişim içerisinde değiliz, bir şeyler dönüşüyor.”

“Başka ülkelerde gördüğümüz dayanışma örneklerini bu yıla kadar Türkiye’de pek görmüyorduk. 

İzmir depreminde gördük, kriz anında herkes dayanışmaya başlıyor. Fakat dayanışmanın sistematik bir şekilde olması daha değerli ve daha önemli.”

 

Life-Led Eating Experiences buluşmasını kaçırmış olanlar ya da tekrar izlemek isteyenler video kaydı ya da sunum için bizimle iletişime geçebilirler.