LIFE-LED EATING EXPERIENCES

YAŞAMI ODAĞINA ALAN YEME İÇME DENEYİMLERİ

Geleceğin restoranları nasıl olacak? Bize robotlar mı hizmet edecek? Hangi mutfaklar öne çıkacak? Dünyanın önde gelen restoran işletmecileri pandemi döneminde neler yaptılar? Hayatlarımıza girecek yeni yeme içme kurguları neler olacak?

Yeme içme sektöründe COVID-19 etkisi ile hız kazanan makro trendleri, değişen tüketici alışkanlıklarını, yeni dönemde öne çıkacak senaryoları konuştuğumuz ve geleceğe yön verecek yenilikçi ve bütünsel müşteri deneyimi kurgularını sunduğumuz Life-Led Eating Experiences Webinar’ı kaçırmış olanlar için önemli konu başlıklarını bu blog yazımızda topladık.

Kapak_goOrseli

Kaynak: Pexels

 

Yeme içme sektörü ciddi gelir kayıpları yaşıyor

Evlerde daha fazla zaman geçirmenin bir sonucu olarak ev dışı tüketimde, özellikle yeme içme sektörü pandemi sürecinden en çok etkilenen sektörlerin başında geliyor. Yapılan araştırmalarda elde edilen veriler bu çarpıcı alışkanlık değişimini kanıtlar nitelikte. 

Deloitte’un Haziran 2020 tarihli araştırmasına göre, Türkiye’de irili ufaklı 100 bin işletme ve doğrudan 2 milyon çalışan ile faaliyet gösteren yeme-içme sektörü 2019 yılında 125 milyar TL seviyesinde ekonomik hacim yaratırken sektörün 2020 yılını COVID-19 etkisi ile 60 milyar TL gelir kaybı ile kapatacağı öngörülüyor.

 

Alışkanlıklar her geçen gün değişiyor

Dışarıda yemek yeme konusundaki endişeler sürüyor. Bu nedenle gel al ve evlere teslimat hizmetlerine talep giderek artıyor. Harvard Business Review araştırmasına göre, 2020 yılında restoranların kazançlarının %50'si evlere teslimat ve gel al hizmetlerinden oluşacak. Yeme içme sektörünü derinden etkileyen diğer makro trendlere baktığımızda, teknolojinin, tüketicilerin deneyim arayışının, sağlıklı yaşamın ve sürdürülebilirliğin ön plana çıktığı görülüyor. Kantar'ın 2020 yılında gerçekleştirdiği araştırma verilerine göre, Amerikan vatandaşlarının %60'ı pandemi nedeniyle evlerinde daha çok yemek yaptıklarını belirtiyor.

 

DNA dizilimine göre beslenme hız kazanıyor

Vegan, ketojenik, intermittent fasting, flexitarian beslenme yöntemleri gün geçtikçe daha fazla takipçi kazanıyor. Bu farklı beslenme tarzlarına paralel olarak bağışıklığa odaklanan ürünler ve hizmetler geliştiren markalar da çoğalıyor. Bunların da ötesinde, gelişen teknolojiler sayesinde daha da ilginç bir konu çok yakında hızla hayatlarımıza girecek gibi gözüküyor: DNA dizilimine özel geliştirilen beslenme programları.

Bu konuda fark yaratan bir şirket DNA Fit. İngiltere’de çalışmalarını gerçekleştiren DNA Fit, tüketicilerinin DNA dizilimini çıkarıyor, bu dizilimlere göre kişiselleştirilmiş menüler hazırlıyor, ortakları Vita Mojo da bu yemekleri hazırlayıp müşterilerine özel yemek kutuları ile her gün onlara ulaştırıyor.

DNA_Fit_VIOta_Mojo_Kaynak__DNAFit

DNA Fit Vita Mojo (Kaynak: DNAFit)

 

"Ne zaman istersem, ne istersem" kültürü, markaları ve işletmeleri tüketicilere anındalık ve kolaylık sunmaları yönünde hızla dönüştürüyor

Uzun yıllardır hep odağımızda olan ve üzerinde araştırmalar yaptığımız bir kavram da “alışverişte kolaylık”. Zaman ve mekandan bağımsız ürün ve hizmetler, müşteri deneyimindeki her temas noktasının verimliliğe odaklanarak tasarlanması, insanların hayatlarında daha fazla kısayol yaratmak her geçen gün daha da önemli hale geliyor.

Morgan Stanley'nin 2020 yılında gerçekleştirdiği araştırma da bu kapsamda yeme içme trendlerinin geleceğine ışık tutuyor. Morgan Stanley'e göre "Mobil yemek siparişleri önümüzdeki beş yıl içerisinde hacmen %31 artacak".

2019 yılında Avrupa'da 2000 kişi ile gerçekleştirdiğimiz I-AM SHIFT Convenience araştırmasının sonuçları, insanların %65'inin siparişlerini drone ya da robotlar ile teslim almaları durumunda mutlu olacaklarını ortaya koyuyor. Yani, ne kadar hızlı, ne kadar el değmemiş, o kadar iyi.

Teslimatta teknoloji kullanımın yanı sıra, dijital kanallar ile sipariş verme her geçen gün daha fazla insan tarafından tercih ediliyor.

 

Hayalet mutfaklar hızla sektöre giriş yapıyor

Dark kitchen ya da cloud kitchen denilen "Hayalet Mutfak" kavramı müşteri ağırlamayan, tamamen siparişe yönelik, içinde sadece yemek hazırlanan ve birkaç markanın birlikte kullanabileceği mekanları içeriyor.

 

Tüketiciler yeni deneyimler, yeni hikayeler arıyor

Deneyim odaklılık her sektörde olduğu gibi yeme içme sektöründe de öne çıkıyor.

Covid-19 pandemisi ile yeme içme deneyimlerini evlerinde kendi kendilerine yaratan kitleler için, restoranların bu evlerde yaratılan deneyimlerin üzerinde deneyimler, hikayeler, ürünler sunmaları gerekiyor. Bu kapsamda, hem sunulan hizmet, hem mekanda kurgulanan yolculuk, hem de markanın hikayesi değer yaratıyor.

Farklılaşan ve müşterinin beklentilerinin üzerinde hizmet veren restoranlar geleceğin tercih edilen mekanları olma potansiyelini taşıyor.

Kişisel deneyimler de son birkaç yıldır olduğu gibi, tüketicilerin ilgisini çekmeye devam ediyor. Epsilon'un 2020 yılında yaptığı araştırma gösteriyor ki, insanların %80'i onlara kişiselleştirilmiş hizmet sunan markaları tercih ediyor. Bu trendin yansıması olarak, yeme içme sektöründe de kişiye özel menüler, özel günlere yönelik hizmetler, hikayeleştirilmiş deneyimler ilerleyen günlerde öne çıkacak gibi gözüküyor.

Farklılaşan deneyimlere verebileceğimiz başarılı bir örnek doğada beklenmedik ve eşsiz deneyimler yaratan Outstanding in the Field. Kendi coğrafyamızda, ona çok benzer bir deneyim de Ayvalık'taki gezici mutfak Trata. Trata, müşterilerine, doğa içerisinde beklenmedik ortamlarda gerçekleşen buluşmalar ve doğaya eşlik eden özenle seçilen lokal ürünlerle yapılan yemekler sunuyor.

outstanding

Outstanding in the Field (Kaynak: Simone Anne)

 

Paylaşma, birliktelik, aitlik kavramları daha da önem kazanıyor

İnsanlar, deneyim odaklılığın yanı sıra özellikle evlere kapanılan günlerden sonra, bir topluluğa ait olma, birlikte olma, paylaşma ihtiyaçlarına yönelik çözümler arıyor. Accenture'ın 2020 yılında pandemi dönemi içerisinde gerçekleştirdiği araştırmaya göre, insanların %80'i topluluklarına daha bağlı hissediyorlar ve pandemi bittiğinde dahi bu kişilerin %88'i bu bağlılıklarının devam edeceğini belirtiyor. Topluluklara bağlılık aynı zamanda insanların bulundukları yere, orada üretilen ürüne, orada bu ürünleri sunan işletmecilere de bağlılıklarını içeriyor.

 

SON OLARAK: BİR PORSİYON YARATICILIK LÜTFEN!

I-AM ekibi olarak müşteri deneyimi alanında hem Türkiye'de hem dünyada gerçekleştirdiğimiz yaratıcı uygulamaların yanı sıra, bugünlerde yeme içme sektörünü kökten değiştirecek yeni senaryolar kurguluyoruz.

 

Bu senaryolar içerisinde bizi en çok heyecanlandıran: Airbnb Restoranlar!

Airbnb restoranlar, hem ne zaman nerede istersem diyenlere, hem de yeni deneyimler arayışında olan yemek severlere yönelik bir uygulama olarak gelecekte karşımıza çıkabilir.

Life_led_airbnb

Life-Led AirBnB (Kaynak: I-AM)

 

Hayal edin. Diyelim ki bir akşam yemeğinizi İstanbul Boğazı manzarasıyla ve dört yakın arkadaşınızla yemek istiyorsunuz. Başka kimse olmasın, menümü kendim seçeyim gibi istekleriniz de var. Pandemi döneminde en çok özlediğiniz mutfak ise İtalyan. İçinizden her gün birkaç kere "Şöyle güzel bir Carbonara olsa da yesem" diyorsunuz.

Airbnb restoranlar ile kendinizi Gümüşsuyu'nda tamamen size ayrılmış bir terasta ve şeflerin tamamen size özel yaptığı yemekleri yerken buluyorsunuz. Gelsin carbonaralar, osso bucolar, risottolar, gitsin tiramisular, limoncellolar, grappalar. 2-3 saat süren enfes bir deneyimin ardından bu mekanı mutlulukla, keyifle, mideniz dans ederken terk ediyorsunuz. Bu senaryonun en güzel yanlarından bir diğeri ise, bu ev sahibi siz o evde yemek yerken para kazanıyor.

Bakalım, ilerleyen günlerde böyle senaryolar görecek miyiz?

 

LIFE-LED EATING WEBINAR sunumunun tamamına ulaşmak için hello@i-amonline.com.tr e-posta adresine mesaj gönderebilirsiniz.

 

*Deloitte Türkiye Haziran 2020 COVID-19 Etkisinde Restoran Sektörünün Bugünü ve Geleceği